En büyük korkummuş
Bugün telefonumu servise göndermesi için aldığım yere verdim. Ama ben süper zeka bir insan olduğum için telefona format atmayı unuttum. Mesajlarım, telefon rehberim, fotoğraflarım ve en önemlisi videolarım olduğu gibi telefonun içerisinde hala mevcut. En büyük korkum abuk subuk fotoğraflarımın ve evde kızlarla yaptığımız dansların videolarının internete düşmesi. Eğer yakın zamanda youtube ve fabebookta dolanan 3 5 kızın deli gibi komikli danslarının tıklanma rekoru kırdığını görürseniz bilin ki içlerinden birisi benim ve diğeri de kardeşim. Çok korkuyorum, öyle korkuyorum ki ödüm bokuma karışıyor hissediyorum. Umarım kötü insanların eline geçmez telefon. Biran önce kurtulmak istiyorum bu korkudan. Apaçi danslarımın yayınlanmış olma düşüncesi beni telefon gelene kadar delirtebilir. :’ Ne olurdu sanki biraz daha zeki olsaydım :/
Martı
Oturduğum yerde yaklaşık 1 saat boyunca hiç bir şey yapmadan kaldım. Gözlerim kapalıydı, uyumuyordum sadece düşünmeye çalışıyordum. Bir şeyler düşünmeye… Geçmişimdeki tüm anlarımı hatırlamak istedim. Mutluluklarımı, mutsuzluklarımı, hatalarımı, doğrularımı. Ama zihnim öylesine boştu ki adımı bile hatırlayamadığımı fark ettim. Gözlerimi açmadan yine zorladım beynimi. Adım neydi benim? Yaşım kaçtı? Ben neredeydim? Bunları düşünmeye zorladım kendimi ama bana cevap verecek bir iç sesim dahi yoktu. Büyük bir boşluk, sanki kaybolmuşluk. El yordamıyla buldum sigaramı, ardından da ne kadar zamandır sigara içtiğimi sorguladım. Tuhaftır ki hiçbir şey hatırlayamadım. Ve yine el yordamıyla bulduğum çakmakla dudaklarımın arasında süngeri ıslanmış olan sigaramı yakmaya çalıştım. Sanırım bayağı bekletmiştim dudaklarımda küle dönüşmek için sabırsızlanan sigaramı. Çakmağı çaktığımda karanlık odamda gözlerim kapalı olsa da bir ışık fark edebilmek rahatlatmıştı sanki beni. Yaşamasına izin verdiğim sigaramı öldürmek için acele eder gibi bir halim vardı biraz da sanki. Hızlı hızlı çekiyordum sigaramın nefesini dudaklarından. Canı acıyor muydu yandıkça? Benim acır canım çünkü yandıkça. Acıdım yaktığım sigarama, bir an önce de öldürdüm süngerine dahi yaklaşamamışken. Ölmek anca ona yakışırdı zaten diye geçirdim aklımdan. Bir şeyler düşünebiliyor olmanın verdiği huzur kapladı içimi. Farkında olmadan dudaklarım yukarıya doğru kıvrıldı, hissettim. Aynı anda da kalp atışlarım hızlanıyordu sanki. Hatırlamakta zorlandığım adımı hatırlamaya çalışırken, aklımdan dört harf ve iki heceden oluşan tek bir isim geçti. Tanıdıktı, oldukça tanıdık. Kendime yakın hissettiğim bir varlık. İnsan kendisini hissedemezken, kendisine yakın nasıl hissedebilir bir insanı diye düşündüm durdum yine. Sanırım kaybolmamıştı duygularım. Bu da oldukça güzeldi. Ardından bir şarkı dolandı dilime, kimindi bu şarkı? Ama güzeldi. Yukarıya doğru kıvrılmış olan dudaklarım artık şarkının sözlerini söylemeye başlamıştı. Bir şeyleri yeniden anımsıyor olmak biraz daha rahatlattı beni. Ardından o şarkının devamıyla beraber ismi dört harf ve iki heceden oluşan insanla kısa süreli de olsa yaşadıklarım zincirleme bir şekilde canlanmaya başlamıştı. Bir vapur vardı, bir de iki adet jeton. Cümlelerin gizli kalışını hatırladım, cümlesiz de hissedebildiğimizi… Ama hala kendi adımı hatırlayabilmiş değildim. Sahi adım neydi benim? Sen hatırlıyor musun? Ben neydim, vapurların etrafında insanların attıkları simitleri yakalayan bir martı mıydım? Yoksa martılara simit atan insanlardan birisi miydim? İkisinden birisi olduğum kesindi, ama martı olmayı tercih ettim. Senin etrafında uçuşan, seni bırakmayacak gittiğin yere gidecek bir martı. Ben sadece seni hatırlayabilen bir martıydım artık. Ben beyaz bir martıyım, huzuru seninle bulan…
13/07/2010
Random Gülüş Oyunu
Biz bugün sıkıntıdan çocukluk arkadaşımla yeni bir oyun keşfettik. Çokça da eğlendik, hatta gülmekten altımıza sıçtığımız diyaloglar ortaya çıkıverdi :D Oyun şöyle, sırasıyla random gülüşler yolluyoruz ve o random gülüşleri cümle haline çevirip saçma sapan şeyler yazıyoruz. Deli demeyin lan bize, siz de deneyin topluca çok eğlenceli oluyor :D
Size bi örnek vereyim
Random gülüş: kgldsigpkdfisperfgdlkglşdgkdpor
Açılımı: kolay gelsin lan dedim sana inan güzel pırasa kemiriyorum. Dün fırında ince serpiştirilmiş istavritli pekin erkek rakunu fıstıkla götürdüm deli lezzetliydi kerata. Gittik lades kemiği getirdik lades şeyini de getirmiştik kemiğini demiştim patladı orada rakun.
Ve daha nicesi, yemin ediyorum ömrümde bu kadar eğlenmemiştim (bilgisayar başındayken tabii) Herkes bilsin istedim bu oyunu ama bunu da yazarken acaba bencillik yapıp kendime mi saklasam diye düşündüm ama siktir ettim. Neyse alın size bi random gülüş. asjgdhfgdtrytrsdryebvcxnzvnmö
En sevdigim uclu. (Taken with instagram)
Kucak dolusu özlem
Özlediğim çok fazla şey var şu sıralar. Yazı özlüyorum mesela, çalışmamayı da. Yüzmeyi özlüyorum, beyaz tenimin bronzlaşmayacağını bile bile ıstakoz olana kadar güneşlenmeyi. Geceleri gezmeyi özlüyorum, mesela eve geç gelince annemin kıyameti koparmasını. Artık pek kızmıyor bana, sanırım önemsemiyor. Önemsenmeyi özlüyorum, sevdiğim adamla tutkuyla sevişmeyi, kollarında uyumayı özlüyorum. Sevdiğim bir adam da yok gerçi. Birilerini sevebilmeyi özlüyorum açıkçası. Sarılmayı, sığınmayı bir çocuk gibi. Çılgınlık yapmayı özlüyorum mesela, düşünmeden hareket etmeyi. Çok oturaklı oldu ruhum şu zamanlarda, mantık çerçevesi içerisinde hareket ediyor hislerimin onu yönetmesine izin vermeden. Bir kaltak gibi sigarayı ısırarak içmeyi özlüyorum. Gerçi hala ruhumun bir parçası öyle özlediğime göre. Vapurları özlüyorum, mesela kulağımda kulaklıklar varken kimseye aldırmadan vapurda şarkı söylemeyi. Yeri geliyor düzensiz uykularımı özlüyorum, 48 saat boyunca uyumamayı. Canım sıkılınca sabahın 6sında evden çıkıp koşmayı özlüyorum, artık bunu yapacak vaktim yok gerçi. Lanet olası sigara yüzünden nefesim çabuk tükenir oldu şu zamanlarda. Öyle bir zaman geliyor ki yağlı boyalarımı ve tuvallerimi özlüyorum, kıyafetlerimden çıkmayacağını bildiğim halde her yerimi tuvalle birlikte boyamayı. Ağlamayı özlüyorum çok fazla hemde, en son ne zaman ağladım onu bile hatırlayamıyorum. Kısacası kendimi özlüyorum, eski beni özlüyorum.
Bana kitap?
Her bitirdiğim kitabı öperek yerleştiriyorum diğer kitapların olduğu tozlu rafa…Tozlu değil lan şaka yaptım, yemin ederim odamın en temiz yeridir kitaplığım. Her neyse. Sonra bende bi tutuşma bi tutuşma ki sorma. “Şimdi hangi kitabı okuyacağım lan beeen?” diye düşüncelere bürünüyorum. Şu anda olduğu gibi. Harbi lan hangi kitabı okuyacağım şimdi ben? 1 saattir kafayı yiyorum, hangi kitabı okuyacağıma karar veremiyorum. Birisi de yardımcı olmuyor ki be arkadaş! Ama kitap önerecek kimse yok ki maalesef. Bir ara bir şey denemiştim 10 tane erkek adama sordum “Bana bir kitap önerir misin?” diye. 10 erkekten 8’i “Ben kitap okumayı sevmem ki” cevabını verdi. Şimdi gel de insanların sana kitap önermesini bekle. Daha çok beklersin Merve hanım. Neyse ben yatayım ya, belki birileri halime acır da bana kitap önerir. İyi geceler gençler.
(Source: danmayart)
Hulk geçtiğimiz hafta Tekirdağ’dan Istanbul’a tedavi için getirilen ve ender bir hastalığı olan bir melek.Tedavisi için acilen yalnızca Amerika ya da Avrupa’dan getirtilebilen ”Banocide Forte” isimli antihelmintik ilaca ihtiyacı var.Lütfen siz ya da yakınlarınız Amerika ya da Avrupa’dan Türkiye’ye geliyor ve bu ilacı ulaştırabiliyor durumdaysanız iletiniz.Zaman Hulk için kısıtlı.
Iletişim : simyor@hotmail.com
Yer: Istanbul
Hulk has been brought to Istanbul from another city last week and he has a very rare disease.For his treatment he needs ”Banocide Forte” a drug that is only available in United States or Europe.Please contact if you or one of your friends is coming to Turkey from Europe/US and can obtain ‘Banocide Forte’ for Hulk.Time is very short!
Contact :simyor@hotmail.com
Place: Istanbul/Turkey




2
